<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genel Üroloji arşivleri - Prof.Dr. Selçuk YÜCEL</title>
	<atom:link href="https://www.selcukyucel.com.tr/kategori/genel-uroloji/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.selcukyucel.com.tr/kategori/genel-uroloji</link>
	<description>Prof.Dr. Selçuk YÜCEL</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Sep 2019 14:41:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar ve Genital Siğiller (HPV)</title>
		<link>https://www.selcukyucel.com.tr/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-ve-genital-sigiller-hpv.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Sep 2019 14:38:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Üroloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.selcukyucel.com.tr/?p=1227</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cinsel yolla bulaşan hastalıklar toplumda oldukça yaygındır. Korunmasız cinsel ilişki ile geçen bu hastalıklar bazen sadece yakın cilt teması, kan ve vücut sıvısı teması ile de bulaşabilmektedir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar her zaman yakınmaya neden olmayabilir ve uzun yıllar kişi taşıyıcı olarak yaşayabilir. Korunmasız olarak ilişkiye girdikleri herkes bu mikropları, parazitleri veya virüsleri kapabilir. Erkeklerde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.selcukyucel.com.tr/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-ve-genital-sigiller-hpv.html">Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar ve Genital Siğiller (HPV)</a> appeared first on <a href="https://www.selcukyucel.com.tr">Prof.Dr. Selçuk YÜCEL</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cinsel yolla bulaşan hastalıklar toplumda oldukça yaygındır. Korunmasız cinsel ilişki ile geçen bu hastalıklar bazen sadece yakın cilt teması, kan ve vücut sıvısı teması ile de bulaşabilmektedir.</p>
<p>Cinsel yolla bulaşan hastalıklar her zaman yakınmaya neden olmayabilir ve uzun yıllar kişi taşıyıcı olarak yaşayabilir. Korunmasız olarak ilişkiye girdikleri herkes bu mikropları, parazitleri veya virüsleri kapabilir.</p>
<p>Erkeklerde özellikle taradığımız cinsel yolla bulaşan hastalıklar şunlardır:</p>
<h2>Genital Bölgeye Özgü Hastalıklar</h2>
<h3>Belsoğukluğu (Üretrit)</h3>
<p><strong>Gonokokkal, Klamidyal, Ureaplazma<br />
</strong>Bunlar çeşitli bakterilerdir. İdrar yolunda yanma, zor işeme, akıntı nedeni olabilirler. Tanıları kültür veya antijen/antikor testleri ile idrardan veya idrar yolu sürüntüsü olarak konabilir. Tedavisi antibiyotikler ile etkin olarak yapılır.</p>
<p><strong>Trikomoniasis<br />
</strong>Trikomoniasis ise yine idrar yolunu tutan önemli bir parazittir. Özellikle vajende yerleşir ve balık kokusunu andıran bir koku verir. Erkeklerde standart tedaviler ile tedavisi olmayan yakınmalar var ise mutlaka Trikomoniasise özel testler yapılmalı ve uygun tedavisi verilmelidir.</p>
<p><strong>Mantarlar<br />
</strong>İdrar yolu mantarları da yine vajenden kolay bulaşan mikroorganizmalardır. Tedavi bazen uzun zaman alabilmektedir.</p>
<p><strong>Belirtiler Nelerdir? </strong></p>
<ul>
<li>İdrarda yanma</li>
<li>İdrar yolunda kaşıntı</li>
<li>İç çamaşırında lekelenme</li>
<li>İdrar yolunda akıntı</li>
<li>İdrarda zorlanma</li>
<li>İdrar koku ve renk değişikliği</li>
<li>Testislerde ağrı ve huzursuzluk</li>
</ul>
<h3>Genital Siğiller</h3>
<p>Genital bölge siğilleri el ve ayakta çıkan siğillerden çok farklıdır. Neden olan virüs Human Papilloma virüsüdür (HPV) ve özellikle genital alan derisine yerleşir.</p>
<p><strong>Belirtiler nelerdir?</strong></p>
<ul>
<li>Genital alanda ve çevre deride karnabahar tarzında sivilceler</li>
<li>Parlak renkli cilt çıkıntıları</li>
<li>Traş esnasında kanamalar</li>
<li>Genital alanda kaşıntı veya rahatsızlık</li>
</ul>
<p><strong>HPV Hangi Hastalıklara Neden Olabilir? </strong></p>
<p>HPV’nin bilimsel olarak kanıtlanmış neden olduğu en önemli hastalık kanserdir. Genital bölgenin teması  ile kanser oluşabilecek organlar şunlardır:</p>
<ul>
<li>Rahim ağzı (serviks) kanseri</li>
<li>Penis kanseri</li>
<li>Kadın dış genital organ (Vulva) kanseri</li>
<li>Makat kanseri</li>
<li>Ağız kanseri</li>
<li>Gırtlak kanseri</li>
</ul>
<p><strong>HPV nin Neden Olduğu Kanserlerden ve Siğillerden Nasıl Korunabilirim ?</strong></p>
<p>En iyi korunma yöntemi kondom yani prezervatif kullanımıdır ancak bu da yüzde yüz garanti sağlamaz.</p>
<p>Yardımcı yöntemlerden biri de aşılanmadır. Aşılanma genel olarak 11-12 yaşlarında önerilse de 26 yaşa kadar da yapılırsa etkin olabileceği belirtilmektedir. Önemli nokta cinsel aktivite başlamadan aşının yapılmasıdır.</p>
<p>Gardasil isimli aşı rahim ağzı kanseri ile beraber genital siğillere de koruma sağlamaktadır. Ancak Cervarix isimli aşı sadece rahim ağzı kanseri için etkindir.</p>
<p>Aşının enjeksiyon alanında hafif ağrı. Grip benzeri yakınmalar haricinde çok nadir olarak baş dönmesi ve bayılma gibi tek seferlik olan yan etkileri rapor edilmiştir.</p>
<p><strong>HPV Tanısı Nasıl Konulur? </strong></p>
<p>Çoğunlukla görüntü teşhis için yeterlidir. Görüntü ile direk tedaviye geçilebilir. Ancak eğer siğil anormal bir görünümde ise, tekrarlıyor ise, sayı olarak ve ebat olarak çok büyük ise ya da yerleşim olarak beklenmeyen bir yerde ise (penisin başı veya idrar yolu) siğilin kesilip patolojiye gönderilmesi ve doku tanısı ile HPV tipinin belirlenmesi gereklidir.</p>
<p><strong>Genital Siğil Tedavisi Nasıl Yapılır? </strong></p>
<p><strong>Kremler<br />
</strong>Genital siğil tedavisi çeşitli virüs öldürücü kremler ile yapılabilir.  Bunlar içinde Imikuimod içeren Aldara isimli krem ile, Podofilin içeren bitki kökenli bir ilaç ile yapılabilir Bunun haricinde de bazı damla veya krem şeklinde kullanılan siğili eritici ilaçlar vardır (Trikoloroasetikasid ve Sinekatekin). Bu ilaçlar asla doktor izni olamadan kullanılmamalı hatta genellikle ilk tedavi doktor tarafından uygulanmalıdır.</p>
<p><strong>Girişimsel Yöntemler</strong></p>
<p><strong>Kriyoretapi<br />
</strong>Dondurarak yapılan bir tedavidir. İşlem sırasında ve sonrasında ağrı olabilir. İşlem sonrasında siğilin kendisi yavaş yavaş dökülür. Bu durum birkaç gün alabilir.</p>
<p><strong>Elektrokoter<br />
</strong>Isı enerjisi ile siğilin yakılması ile gerçekleşir. Etkin bir yöntemdir. İşlem için genellikle o bölgenin uyuşturulması gereklidir.</p>
<p><strong>Cerrahi<br />
</strong>Eğer siğil anormal bir görünümde ise, tekrarlıyor ise, sayı olarak ve ebat olarak çok büyük ise ya da yerleşim olarak beklenmeyen bir yerde ise (penisin başı veya idrar yolu) siğilin cerrahi olarak çıkarılıp patolojiye gönderilmesi gereklidir.</p>
<p><strong>Lazer<br />
</strong>Çoğunlukla yakmak veya çıkarmak için çok fazla miktarda olan siğiller için kullanılır. İşlem sonrası hem ağrı hem de yara izi daha belirgindir.</p>
<p><strong>Siğiller Tekrarlar mı? </strong></p>
<p>Genital siğiller tedavi edilen alanda tekrarlamaz ama vücut bağışıklığı düştüğü anda genital bölgede daha önce normal gözüken bir alanda tekrarlayabilir. Eğer tedavi edilen alanda tekrarlıyor ise mutlaka cerrahi olarak örnek alınıp başka bir hastalık olup olmadığı araştırılmalıdır.</p>
<h3>Molloskum Kontagiosum</h3>
<p>Daha çok gençlerde olan bu döküntü tarzındaki virüs kökenli hastalık yakın cilt temasından geçer. Görüntü olarak başı su veya iri dolu küçük çok sayıda sivilce gibidir. Genellikle kendiliğinden 6-12 hafta içerisinde geçse de bulaştırıcılığı çok olduğu için tedavi önerilir. Tedavisinde her bir sivilcenin cımbız ile patlatılıp için boşaltılması ve sonrasında sabunlu bez ile iyice yıkanıp durulanması önerilir. Bazı durumlarda dondurulması ya da yakılması da gerekebilir. Nadir durumlarda ise Kantaridin içeren kremler ile tedavi yapılabilir</p>
<h3>Genital Herpes (Uçuk)</h3>
<p>Herpes Simpleks Tip 2 isimli bir virüsün genital bölgede yol açtığı ağrılı uçuklardır. Yakın cilt teması ile geçer. Tekrarlaması fazla olan bu hastalık için çok uzun dönem tedavi gerekebilir.</p>
<p><strong>Belirtiler Nelerdir ?</strong></p>
<ol>
<li>Temastan 2-15 gün sonra ortaya çıkan ucu kabarcıklı ağrılı veya kaşıntılı cilt lezyonlarıdır.</li>
<li>Ağrı ve kaşıntı sivilceler kaybolduktan sonra da devam edebilir.</li>
<li>Sivilcelerin olduğu alanlar ülser gibi yaralara açılabilir</li>
<li>Sivilcelerin üstü kurumuş yara halini alabilir.</li>
<li>İdrar yoluna yakın ise ciddi idrar ağrıları ve hatta zor işeme yapabilir.</li>
</ol>
<p><strong>Genital Herpes Tanısı Nasıl Konulur? </strong></p>
<p>Genellikle görüntü ve yakınmalar yeterlidir. Eğer yeterince emin olunmaz ise HSV için PCR testi veya antikor testleri yapılabilir.</p>
<p><strong>Genital Herpes Tedavisi Nasıl Yapılır? </strong></p>
<p>Genital Herpesin tedavisi yoktur. Verilen tedaviler virüs aktif ve belirti vermişken etkindir ama virüs sonra uyur şekilde hücreler içerisine yerleşir. Eğer virüs herhangi bir nedenle tekrar uyanır ise aynı belirtiler tekrar ortaya çıkabilir. Yani hasta kronik bir taşıyıcı olur.</p>
<p><strong>Kremler<br />
</strong>İçerisinde Asiklovir (Zovirax) veya Valasiklovir (Valtrex) içeren kremler sık aralıklarla (günde 4-8 kez arası) sivilcelere sürülebilir.</p>
<p><strong>İlaçlar<br />
</strong>İçerisinde Asiklovir (Zovirax) veya Valasiklovir (Valtrex) içeren ilaçlar özellikle sık aralıklarla tekrarlayan hastalarda koruyucu olarak uzun süre kullanılabilir.</p>
<h3>Genel Hastalıklar</h3>
<p>Bulguları genital bölge dışında olabilecek başka hastalıklarda yine cinsel ilişki ile bulaşabilir. Diğer sık hastalıklar şunlardır:</p>
<p><strong>AIDS (HIV)</strong></p>
<p><strong>Hepatit A</strong></p>
<p><strong>Hepatit B</strong></p>
<p><strong>Hepatit C</strong></p>
<p><strong>Sifiliz (Frengi)</strong></p>
<h3>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıktan Şüphelenildiğinde Neler Yapılmalıdır?</h3>
<p>Şüpheli bir ilişki sonrası ya da herhangi bir tanı konduktan sonra tüm cinsel yolla bulaşan hastalıklar taranmalı, HIV gibi özellikli durumlarda mutlaka Bulaşıcı Hastalıklar (Enfeksiyon Hastalıkları) doktoruna başvurulmalıdır. Her mikrobun vücuda girdikten sonra hemen saptanamayacağı bir dönem kuluçkası olduğu akılda tutulmalı ve ciddi şüphe durumlarında Enfeksiyon Hastalıkları kontrolünde aynı testler 1-3 ay içinde tekrar yapılmalıdır. Bu süre içerisinde partner özellikle bulaşıdan korunmalıdır. Eğer hastalığın nedeni olan kişi belirlenmiş ise ya da farkına varılmadan başka bir partner ile de ilişkiye girilmiş ise tüm partnerler de eş zamanlı tedavi edilmelidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.selcukyucel.com.tr/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-ve-genital-sigiller-hpv.html">Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar ve Genital Siğiller (HPV)</a> appeared first on <a href="https://www.selcukyucel.com.tr">Prof.Dr. Selçuk YÜCEL</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mesane Kanseri</title>
		<link>https://www.selcukyucel.com.tr/mesane-kanseri.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jun 2017 07:35:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Üroloji]]></category>
		<category><![CDATA[mesane kanseri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukyucel.com.tr/?p=241</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mesane (idrar kesesi) Tümörü veya Mesane Kanseri Nedir? Mesanenin duvarını oluşturan dokularda meydana gelen kötü huylu tümör &#8211; kanser &#8211; hücrelerinin oluşumudur. Mesane (diğer adıyla idrar torbası, idrar kesesi), karının alt bölümünde yer alan ve içine idrarın biriktiği küresel bir organdır. Duvar yapısın düzensiz ve içiçe geçmiş elastik kas liflerinden oluşan mesane küçük bir balonu andırmakta [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.selcukyucel.com.tr/mesane-kanseri.html">Mesane Kanseri</a> appeared first on <a href="https://www.selcukyucel.com.tr">Prof.Dr. Selçuk YÜCEL</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Mesane (idrar kesesi) Tümörü veya Mesane Kanseri Nedir?</h2>
<p>Mesanenin duvarını oluşturan dokularda meydana gelen kötü huylu tümör &#8211; kanser &#8211; hücrelerinin oluşumudur.</p>
<p>Mesane (diğer adıyla idrar torbası, idrar kesesi), karının alt bölümünde yer alan ve içine idrarın biriktiği küresel bir organdır. Duvar yapısın düzensiz ve içiçe geçmiş elastik kas liflerinden oluşan mesane küçük bir balonu andırmakta olup, bu kas demetlerinin sayesinde idrarla doldukça genişler, idrar boşalttığında ise ufalır. Böbreklerin, kanı temizleyerek vücuttan atılmak üzere yaptığı idrar, böbreklerden üreter adı verilen ince bir kanal yardımıyla mesaneye taşınır. İdrar mesaneden vücut dışına atılıncaya kadar depo edilir. Belirli bir miktara ulaşınca, insanda yaptığı “idrar yapma hissi” ile birlikte idrar mesaneden üretra adı verilen bir kanal vasıtasıyla dışarıya istemli bir şekilde atılır.</p>
<h3>Mesane Kanserinin Tipleri Nelerdir?</h3>
<p>Mesane kanseri, mesanenin iç yüzeyini döşeyen hücrelerden kaynaklanmaktadır. Mesanede başlıca 3 kanser (kötü huylu malin tümör) tipi gelişebilir.</p>
<p><strong>Değişici epitel hücreli karsinom (Üroepiteliyal karsinom):</strong><br />
Bu kanser tipinde, kanser mesanenin iç yüzeyini döşeyen ve epitel hücresi denilen hücrelerden kaynaklanır. En sık görülen mesane kanseri tipidir. Mesane kanserlerinin %90 dan fazlası bu tip tümörlerdir. Mesane tek ve papiller şekilde olabileceği gibi mesanede yaygın ve saha solid karakterli de olabilir.</p>
<p><strong>Skuamöz hücreli karsinom (Yassı epitel hücreli karsinom):</strong><br />
Kanser, mesanenin uzun süre ile enfeksiyon ve irritasyon ile karşı karşıya kalmasından sonra mesanede gelişen yassı epitel hücrelerinden (skuamöz hücrelerden) kaynaklanmaktadır. Mesane kanserlerinin yaklaşık %6-8’i bu tip kanserden oluşmaktadır.</p>
<p><strong>Adenokarsinom:</strong><br />
Bu kanser tipi, mesanedeki glandüler (sekretuar, salgı yapan) hücrelerinden kaynaklanmaktadır. Bu, salgı yapan glandüler hücreler, mesane duvarı döşer ve mukus yapımını sağlar. Mesane kanserlerinin yaklaşık %2’si bu tip kanserlerdir.</p>
<p>Mesanede en sık görülen değişici epitel hücreli (üroepiteliyal) karsinomda, kanser mesanenin iç yüzeyini döşeyen epitel hücrelerinden kaynaklanır. Eğer mesanedeki kanser mesanenin içyüzeyini örten hücrelerde sınırlı kalmış ve derindeki kas demetlerine ilerlememiş ise, buna <strong>yüzeyel mesane kanseri </strong>denilmektedir.</p>
<p>Kanserin ilerlemesi genellikle bu epitel hücrelerinin altındaki kas tabakasına sirayet etmesi ile olmaktadır. Bu kas demetlerine sirayet eden kanser yapısı artık bu aşamadan sonra mesanenin dış çeperine ulaşır ve mesane etrafındaki yağ dokusuna yayılır. Buna artık <strong>invaziv mesane kanseri</strong> denilmektedir. Bunu lenf (akkan) yoluyla lenf bezlerine ve buradan da vücudun diğer kısımlarına kanserin yayılması izler.</p>
<p><strong>Mesane kanserinin gelişiminde en önemli risk faktörü sigara içmektir.</strong></p>
<p>Eğer sigara içiyor ve ara ara idrarınızdan kan geldiğini görüyorsanız mutlaka bir üroloji hekimini görmelisiniz. Sigara mesane kanserinin en önemli nedeni ve idrarda kan olması bunun ilk belirtisidir.</p>
<p><strong>Mesane kanserinin gelişim olasılığını arttıran risk faktörleri sırasıyla aşağıda belirtilmiştir:</strong></p>
<ul>
<li>Sigara kullanımı</li>
<li>Tekstil, boya ve lastik sanayisinde kimyasal maddelerle, korumasız bir şekilde, karşı karşıya kalmak</li>
<li>Yağlı ve kızarmış yiyeceklerin aşırı tüketimi</li>
<li>İleri yaşta, erkek ve beyaz ırk</li>
<li>Özellikle idrar kesesini etkileyen parazitik idrar yolu enfeksiyonları</li>
</ul>
<h2>Mesane Kanseri Belirtileri Nelerdir?</h2>
<p>Mesane kanserinde en sık karşılaşılan ilk belirti idrarın kanlı gelmesi ya da ağrılı idrar yapılmasıdır.</p>
<p>Bu ve aşağıda belirtilen diğer belirtilerin nedeni mesane kanseri varlığı olabilir:</p>
<ul>
<li>İdrar tahlilinde kırmızı kan hücrelerinin tespit edilmesi (İdrarda gözle görülür kanama olmadan)</li>
<li>İdrarın kanlı gelmesi (hafif kırmızı bulanık ya da açık çay ya da et yıkantı suyu renginde olabilir)</li>
<li>Sık sık idrara çıkma isteği</li>
<li>Ağrılı, yanma hissi ile idrar yapma</li>
<li>Göbek altında, idrar kesesine uyan bölgede ağrı hissi</li>
</ul>
<p>Bu belirtileri diğer bazı hastalıklar da yapabilir. Bu nedenle bu tip belirtilerle karşılaşıldığında bir hekim ile görüşülmesi gerekir.</p>
<h2>Mesane Kanseri Değerlendirmesi</h2>
<p><strong>Bilgisayarlı Tomografi (BT):</strong> Diğer yandan son dönemde hastalarımızın kanser açısından Evrelendirmesinde PET-CT de kullanılmaktadır</p>
<h3>Mesane Kanseri Evreleme</h3>
<p>Kanserin mesanenin katmanlarına (mukoza ve kas katmanları) ya da vücudun diğer bölümlerine yayılma durumunun araştırılmasına <strong>kanser evrelemesi</strong> denilmektedir. Bu evreleme sonrasında hastalığın yayılımı hakkında bilgi edinilir. Kanser hastalığında evrenin bilinmesi, bundan sonraki tedavilerin planlanmasında önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Mesane kanserinin evrelendirmesinde aşağıdaki tanı yöntemleri kullanılır:</strong></p>
<p><strong>Sistoskopi:</strong> Üretra denilen idrar kanalları ile birlikte mesanenin içinin direkt görerek değerlendirilmesi işlemidir. Işıklı olan bir teleskoptan oluşan sistoskopun üretradan sokulması ve mesaneye kadar ilerletilmesi ile bu endoskopik işlem yapılır. Bu işlem sırasında tümör alanından biyopsi alınabilir.</p>
<p>Kadınlarda bu işlem hiçbir anesteziyi gerektirmez iken, erkeklerde idrar kanalının içine verilen bir anestezik ile lokal (mevzi) anestezi altında rahatlıkla sistoskopi yapılır. Bu işlem sırasında tümör şüpheli olan alanlar var ise hafif bir genel anestezi altında  biyopsi alıma gereçleriyle de biyopsi örneği alınabilmektedir.Bu biyopsi örneklerinin patolojik olarak değerlendirilmesi kesin tanı koydurucudur. Ancak sistoskopik görüntüde de mesane tümörü hakkında değerli bilgi edinilir.</p>
<p><strong>Bilgisayarlı Tomografi (BT):</strong> Damardan verilen kontrast maddeden önce ve sonrasında böbrek ve mesanenin kanser varlığı özellikle tümörün büyüklüğü, mesane içindeki yeri ve durumu, mesane duvarına ne derecede sirayet ettiği, mesane dışına yayılım gösterip göstermediği hakkında bilgi edinilir.</p>
<p><strong>Pozitron Emisyon Tomografisi (PET/CT):</strong> (<strong>PET</strong>) teknolojisi, bilgisayarlı tomografi (<strong>CT</strong>) ile birleştirilerek, bir çok hastalığın teşhisine olanak sağlayan çok önemli bir tıbbi görüntüleme yöntemidir. <strong>PET</strong>/<strong>CT</strong>; büyük ölçüde kanser hastalarında kullanılmaktadır.</p>
<p><strong>Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI):</strong> Mesane kanserinin değerlendirilmesinde BT’ye üstünlüğü yoktur. BT ile benzer düzeyde mesane kanseri hakkında bilgi verir.</p>
<p><strong>Kemik Sintigrafisi:</strong> Kanser hücrelerinin kemiklere sirayet edip etmediği hakkında bilgi vermesi için yapılan bir değerlendirme yöntemidir. Damardan verilen küçük miktardaki radyoaktif madde, kan dolaşımına girerek kan yoluyla kemikte toplanır. Bu maddenin toplandığı kemik görüntüleri ise bir tarayıcı tarafından görüntülenir. Kanser olan kemik yapılarda radyoaktif maddenin toplanması daha fazladır ve yüksek aktivite gösterir.</p>
<p><strong>Akciğer Grafisi ya da Akciğer BT:</strong> Mesane kanserinin akciğerde yayılımının olup olmadığı hakkında bilgi edinmek için yapılmaktadır.</p>
<p><strong>Evreleme:</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.selcukyucel.com.tr/wp-content/uploads/mesane-kanseri-evreleme.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-959 size-full" src="http://www.selcukyucel.com.tr/wp-content/uploads/mesane-kanseri-evreleme.jpg" alt="mesane kanseri evreleme" width="946" height="407" /></a></strong></p>
<p><strong>Günümüzde mesane kanseri evrelemesi TNM sınıflamasına göre yapılır.</strong></p>
<p><strong>T:</strong> Tümörün mesanedeki durumu ve sirayet ettiği derinliği ifade eder</p>
<p><strong>N:</strong> Mesane kanserinin lenf bezlerine sirayet edip etmediğini ifade eder</p>
<p><strong>M:</strong> Mesane kanserinin uzak organlara yayılımının olup olmadığını ifade eder</p>
<p>Mesane duvarını içten dışa doğru mukoza submukoza (lamina propria) kas tabakası (yüzeysel ve derin) mesane çevre yağ tabakası oluşturur. Mesanedeki tümör mukoza tabakasından çıkar ve derinlerdeki tabakalara sirayet ettikçe “T” derecesi artar.</p>
<p><img decoding="async" class="alignright size-full wp-image-960" src="http://www.selcukyucel.com.tr/wp-content/uploads/mesane-tumoru-evreleme.jpg" alt="mesane tümörü evreleme" width="335" height="297" /><strong>Tx:</strong> Tümörün evresi değerlendirilmemiş</p>
<p><strong>T0:</strong> Tümör yok</p>
<p><strong>Ta:</strong> Mukozada sınırlı kalmış, bir alt tabakaya dahi sirayet etmemiş papiller tümör</p>
<p><strong>Tis:</strong> Karsinoma in situ (yayvan tümör)</p>
<p><strong>T1:</strong> Tümör submukoza tabakasına, diğer adıyla lamina propria’ya sirayet etmiş</p>
<p><strong>T2:</strong> Tümör kas tabakasına sirayet etmiş</p>
<p><strong>T2a:</strong> Tümör yüzeyel kas tabakasına sirayet etmiş (kasın sadece iç ½ kısmına)</p>
<p><strong>T2b:</strong> Tümör kas tabakasının derinlerine de sirayet etmiş</p>
<p><strong>T3:</strong> Tümör mesane etrafındaki yağ tabakasına sirayet etmiş</p>
<p><strong>T3a:</strong> Yağ tabakasına mikroskobik seviyede sirayet etmiş</p>
<p><strong>T3b:</strong> Yağ tabakasına görülür şekilde sirayet etmiş</p>
<p><strong>T4:</strong> Tümör komşu prostat, vajina, rahim, leğen kemiğine, karın duvarına kadar ilerlemiş</p>
<p><strong>T4a:</strong> Tümör erkeklerde prostat, kadınlarda vajina veya rahime sirayet etmiş</p>
<p><strong>T4b:</strong> Tümör leğen kemiği, karın duvarına kadar ilerlemiş</p>
<p><strong>Bölgesel lenf bezleri</strong></p>
<p><strong>Nx:</strong> Bölgesel lenf bezlerinde tümör varlığı araştırılmamış</p>
<p><strong>N0:</strong> Bölgesel lenf bezlerinde tümör yok</p>
<p><strong>N1:</strong> Bölgesel lenf bezinde ‹2 cm lenf bezi yayılımı var</p>
<p><strong>N2:</strong> Bölgesel lenf bezinde 2-5cm arasında tek ya da 5 cm den küçük birçok lenf bezi yayılımı var</p>
<p><strong>N3:</strong> Bölgesel lenf bezinde ›5 cm lenf bezi yayılımı var</p>
<p><strong>Uzak yayılım</strong></p>
<p><strong>Mx:</strong> Uzak organlara yayılım olup olmadığı araştırılmamış</p>
<p><strong>M0:</strong> Uzak organlara yayılım yok</p>
<p><strong>M1:</strong> Uzak organlara (karaciğer, akciğer, kemik gibi) yayılım var</p>
<h2>Mesane Kanseri Tedavi Seçenekleri Nelerdir?</h2>
<p>Mesane kanseri olan hastalar için birçok tedavi seçeneği söz konusudur. Bazı tedavi yöntemleri halen daha klinikte tedavi amacıyla kullanılan standartlaşmış tedaviler iken, bazı tedaviler klinik uygulamaları için değerlendirme ve araştırma aşamasındadır. Günümüzde mesane kanserinde dört tip standart tedavi seçeneği söz konusudur.</p>
<ol>
<li>Cerrahi</li>
<li>Radyoterapi (Işın tedavisi)</li>
<li>Kemoterapi (İlaç tedavisi</li>
<li>İmmunoterapi</li>
</ol>
<h2>Cerrahi Mesane Kanseri Tedavisi</h2>
<p>Burada sözü edilen cerrahi yöntemlerden biri hastalığın evresindeki duruma göre uygulanabilir.</p>
<h3>Yüzeyel Mesane Tümörü Olanlar</h3>
<p><strong>Transuretral Tümör Rezeksiyonu(TUR):</strong></p>
<p>Üretra denilen idrar kanalından mesane içine yerleştirilen endoskop (ışıklı ve optik sistemi olan ince uzun cihaz) ile bu endoskopun ucunda yer alan ve elektrik enerjisi ile dokuyu kesen ve kanama kontrolünü yapan sistem ile mesane içindeki tümörün kazınmasıdır.</p>
<p><strong>Kemoterapi veya İmmunoterapi</strong></p>
<p>Kanser evresi yüzeyel olanlarda mesane içerisine Kemoterapi ya da İmmunoterapi verilmesi kanseri tamamen tedavi edebileceği gibi nüksleri de belirgin şekilde azaltabilir.</p>
<p>Özellikle TUR ameliyatı sonrasında, mesane içindeki tümörlü dokunun tamamen kazınmış olduğu düşünülse bile, mesane içine belirli aralıklarla uygulanan kemoterapi ya da immünoterapi ile kanserin tekrar etme olasılığı en aza indirilir. Zira eski tümör alanından ya da kenarından olduğu kadar, mesanenin başka bir yerinden de ileri de mesane kanseri gelişimi söz konusu olabilir. Mesane uygulanan bu bölgesel tedavide, en az yan etki ile bu olasılık azaltılmaktadır.</p>
<p>TUR sonrası patoloji değerlendirme sonucu göre yüzeyel olan mesane kanserlerinde kanserin yeniden gelişimini (nüks etmesini) azaltmak amacıyla mesane içine 6 hafta boyunca haftada bir (her birinde 2 saat ilaç mesane içinde kalacak şekilde) BCG ya da Mitomycin_C gibi ilaçlar verilmektedir.</p>
<h3>Kasa İnvaze Mesane Tümörü Olanlar</h3>
<p><strong>Radikal Sistektomi:</strong></p>
<p>Kanseri içinde barındıran mesanenin ve mesane etrafındaki ak kan bezlerinin açık cerrahi yoldan çıkartılmasıdır. Bu radikal sistektomi tedavisi;</p>
<ol>
<li>Mesanede yüzeysel ancak agresif ilerleme potansiyeli olan,</li>
<li>Yüzeysel ancak geniş ya da mesanenin kas tabakalarına ilerlemiş kanser olgularında kür (tam tedavi) sağlamak için uygulanır.</li>
</ol>
<p><em>Radikal sistektomi ameliyatında genellikle erkeklerde mesaneye komşu olan prostat ve meni kanalları da çıkartılırken, kadınlarda mesane ile beraber rahim ve yumurtalarda çıkartılır.</em></p>
<p>Mesane çıkartıldıktan sonra ameliyatı yapan hekimin tercihine ve hastanın durumuna göre kısa bir barsak bölümünden yapay mesane yapılarak idrar kanalına bağlanabilir. Biz buna “Ortotopik Yeni Mesane” demekteyiz. Hastalar bu ameliyat ile torba takmaksızın, normal yoldan idrar fonksiyonlarını yerine getirebilmektedir.</p>
<p>Açık cerrahi olarak uygulanabilen bu ameliyat, Avrupa ve Amerika’da olduğu gibi, Robotik teknikle yani kapalı sistemle gerçekleştirilmektedir.</p>
<p><em>Laparoskopik veya Robotik sistemle yapılan bu ameliyat, sonrasında hastalarda daha az kan kaybı, hızlı iyileşme, ameliyat sonrası ağrılarda azalma ve kozmetik açıdan büyük avantajlar sağlar.</em></p>
<p><strong>Robotik Radikal Sistektomi ve Ortotopik Yeni-Mesane Ameliyatı</strong></p>
<p>Mesane kanseri’nin (idrar kesesi kasına yayılmış kanser evresindeki tümörler) cerrahi tedavisinde daVinci Robotik yöntemle, erkeklerde cinsel fonksiyonu sağlayan damar ve sinir yapıları korunarak mesanenin ve pelvik alandaki lenf bezlerinin aort damarı seviyesine dek çıkartılması, ince bağırsaktan (ileum kısmından) yeni mesane -idrar torbası- yapılarak, tekrar idrar kanalına bağlanması günümüzde Robotik Cerrahi konusunda en ileri seviyede deneyim ve özen gerektiren cerrahidir.</p>
<p>Uygun hiçbir hastamıza vücut dışında torba taşıma külfeti sunulmamakta, sosyal ve iş yaşamlarına  adaptasyonları kısa sürede sağlanmaktadır.</p>
<p>Mesaneyi aşmış durumlarında da radikal sistektomi, kanser hücrelerinin tamamı çıkartılamasa bile, mesanedeki şikayetleri (kanama, idrar yapamama, idrar yollarında tıkanma gibi) nedeniyle hastayı rahatlatmak için de yapılabilir. Bu hastalığı tümüyle vücuttan uzaklaştırmak amacıyla değil, sadece hastaya kanserin mesanedeki durumu nedeniyle ek sorun çıkartmaması için yapılmaktadır. Buna “Kurtarma Sistektomi” denir.</p>
<p><strong>Parsiyel Sistektomi:</strong></p>
<p>Mesane kanseri olan bölümün çıkartılmasıdır. Bu cerrahi yöntem çok sınırlı hasta grubunda uygulanabilir. (Örnek: düşük ilerleme potansiyeli olan, mesane duvarına ilerlemiş ve çok küçük bir alanda sınırlı tümörlerde). Zira mesanenin bir bölümü çıkartıldıktan sonra, diğer mesane kısmı ile hasta normal idrar yapma fonksiyonuna devam edebilir.</p>
<p><strong>Üriner Diversiyon:</strong></p>
<p>Mesane çıkartıldıktan sonra idrarı depolayacak yeni bir depo görevi görecek rezervuar yapma işlemidir. Genellikle bu amaçla bir kısım barsak kullanılır. Hastanın ve hastalığın durumuna göre üç şekilde bu oluşturulabilir:</p>
<p><strong>Ortotopik Yeni Mesane:</strong></p>
<p>İnce barsağın bir kısmında yeni bir mesane yapılır ve çıkartılan mesanenin yerine konulur. İdrar kanalları bu barsaktan yapılmış yeni mesaneye bağlanır. Hasta bu sayede yine normal idrar kanalından idrar fonksiyonunu gerçekleştirir. Buna “Ortotopik Yeni Mesane” denilmektedir.</p>
<p>Kanserli mesanenin çıkartılması ve bu ortotopik yeni mesanenin yapılması, açık yaklaşımla etkin bir cerrahi olarak yapılmaktadır. Ancak açık cerrahi ile geniş ameliyat kesisi, ameliyat sırasında daha fazla kanama riski, ameliyat sonrasında ağrı ve geç iyileşme gibi sorunlar yaşanmaktadır. Son yıllarda ABD ve Avrupa’da uygulanan ve ülkemizde Robotik (Robot yardımlı Laparoskopik) yöntemle, daha hızlı iyileşme, hastanede kısa süreli kalma, daha az kanama ve enfeksiyon riski, kozmetik ve çevre dokuların net görüntü altında daha rahat ve etkin korunması gibi avantajlar ile sunulmaktadır.</p>
<p><strong>Kalınbarsağa İdrar Yolu Bağlanması:</strong></p>
<p>Kanserli mesane çıkartıldıktan sonra, böbrekten gelen idrar kanalları kalın barsak son kısmına bağlanır. Hasta idrar fonksiyonunu kalın barsak kanalı yardımıyla gerçekleştirir. Burada amaç hastanın idrar tutma fonksiyonunu, büyük abdest tutma fonksiyonunu kullanarak sağlanmasıdır. Almanya’nın MAINZ kentindeki hastanede tanımlandığı için “MAINZ II” tekniği olarak adlandırılır. İdrarın kalın barsak içeriğiyle karışması nedeniyle bazı enfeksiyon yan etkilerine sahip olabilir. Kanserli mesanenin çıkartılması ve bu “MAINZ II” yapılması, açık ve ciddi yan etkileri olan bir cerrahi ile yapılabilecek iken, Dr. Tibet Erdoğru tarafından gerçekleştirilen ve halen birçok hastada yapılmış olan Laparoskopik (Konvansiyonel Laparoskopik) ya da Robotik (Robot yardımlı Laparoskopik) yöntemle, önemli avantajlara sahip olarak, gerçekleştirilebilir.</p>
<p><strong>İleal Loop:</strong></p>
<p>Kanserli mesane çıkartıldıktan sonra, kanserli mesanenin olduğu bölgeye ameliyat sonrası ışın tedavisi verilecek ise ya da diğer başka teknik ve onkolojik nedenlerden dolayı, ilk iki teknik gerçekleştirilemeyebilir. Bu durumda, ince barsaktan ufak bir kısım alınır ve böbrekten gelen idrar kanalları buna bağlanır. Bu barsak kanalıda karın cildine bağlanır. Buradan gelen idrar karın cildine yapıştırılan bir torbaya boşalır. Bu tekniğe “ileal loop” denilmektedir. Kanserli mesanenin çıkartılması ve bu “ileal loop”un yapılması, açık ve ciddi yan etkileri olan bir cerrahi ile yapılabilecek iken, laparoskopik teknikle de yapılabilir.</p>
<p>Mesanenin ya da mesanedeki kanserli dokunun tümüyle çıkarıldığı söz konusu olsa dahi, bazı hastalara cerrahi sonrası geride kalmış olma olasılığı söz konusu kanser hücrelerinin de öldürülmesi için ek bir kemoterapi uygulanabilir. Buna adjuvant kemoterapi denilmektedir.</p>
<h2>Radyoterapi (Radyasyon -Işın- Tedavisi)</h2>
<p>Radyasyon tedavisinde, yüksek enerjili X-ışınları ya da diğer tip radyasyon enerjisi ile kanser hücrelerinin öldürülmesi planlanır. Dışarıdan uygulanan radyasyon tedavisinde, vücudun dışından bir radyasyon cihazı kullanılarak vücudun kanserli bölgesine radyasyon ışınları gönderilir. İçeriden radyasyon tedavisinde ise, iğnelere ya da çekirdekçiklere yüklenmiş olan radyoaktif maddeler doğrudan kanserli doku içine ve yanına yerleştirilir ve radyasyon uygulanır. Radyasyon tedavisinin verilip verilemeyeceği, hangi tip radyasyon tedavisinin verileceği hastanın sağlık durumuna, klinik evresine göre değişmektedir.</p>
<h2>Kemoterapi</h2>
<p>Kemoterapide verilen ilaçlar ile kanser hücrelerinin gelişimini ve kanser hücrelerinin çoğalmasını durdurmak ya da kanser hücrelerini öldürmek istenir. Ağızdan alınan ya da enjeksiyon ile damardan uygulanan <strong>sistemik kemoterapi</strong> adı verilen uygulamalarda, ilaç tüm vücuda yayıldıktan sonra kanserli dokuya ulaşarak etkisini göstermektedir. Doğrudan kanserli hücrelerin bulunduğu organa ya da bölgeye verilen kemoterapiye ise <strong>bölgesel kemoterapi</strong> denir.</p>
<p>Bazı hasta gruplarında ameliyattan önce 2-3 kür kemoterapi verilmesi ve sonrasında ameliyat yapmanın hasta yaşam süresini uzattığı gösterildiği için ameliyat öncesi kemoterapi verilmesi uygun olabilir. Bu duruma <strong>neoadjuvan kemoterapi</strong> adı verilir.</p>
<p>Mesanenin ya da mesanedeki kanserli dokunun tümüyle çıkarıldığı söz konusu olsa dahi, bazı hastalara cerrahi sonrası geride kalmış olma olasılığı söz konusu kanser hücrelerinin de öldürülmesi için ek bir kemoterapi uygulanabilir. Buna <strong>adjuvant kemoterapi</strong> denilmektedir.</p>
<h2>İmmünoterapi</h2>
<p>Kanserle mücadelede radyoterapi ve kemoterapi dışında kişinin kendi bağışıklık sistemi de tedavi amacıyla kullanılabilir. Vücut direncini destekleyerek kanser hücrelerini yok etmeye yardımcı olan bu tedaviye <strong>immünoterapi</strong><strong> </strong>adı verilir.</p>
<p>Bağışıklık sistemi çoğu zaman kanserli hücreleri belirleyip, saldırı mekanizması ile bu hücrelerin gelişimini engeller. Ancak bazı durumlarda çeşitli kanser türleri, vücudun savunma mekanizmasını devre dışı bırakır. Böylece hiçbir savunma mekanizmasıyla karşılaşmayan kanserli hücreler, kontrolsüz çoğalır ve daha büyük bir alana yayılır.</p>
<p>İmmünoterapi, vücudun bağışıklık sistemini, kanserli hücrelere karşı daha kesin ve etkili saldırılar yapacak şekilde yükselterek kanserli hücrelerin büyüme ve yayılmasını durdurmayı veya hücrenin tamamen ortadan kaldırılmasını amaçlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.selcukyucel.com.tr/mesane-kanseri.html">Mesane Kanseri</a> appeared first on <a href="https://www.selcukyucel.com.tr">Prof.Dr. Selçuk YÜCEL</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek Kanseri</title>
		<link>https://www.selcukyucel.com.tr/bobrek-kanseri.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 May 2017 01:15:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Üroloji]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek kanseri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukyucel.com.tr/?p=243</guid>

					<description><![CDATA[<p>Böbrek Tümörü veya Kanseri Nedir? Böbrek kanseri en sıklıkla iki tipte görülür. Bunlardan %85 oranında görülen “Adenokarsinom” tipi böbrek kanseri böbreğin kendi dokusu içindeki tübüllerden kaynaklanır. Diğeri ise böbreğin idrarı biriktirdiği havuz kısmından çıkmaktadır. Eğer ara ara idrarınızdan kan geldiğini veya karın ağrınızın olduğunu görüyorsanız mutlaka bir üroloji hekimini görmelisiniz. İdrarda kan olması, karın ağrısı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.selcukyucel.com.tr/bobrek-kanseri.html">Böbrek Kanseri</a> appeared first on <a href="https://www.selcukyucel.com.tr">Prof.Dr. Selçuk YÜCEL</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 id="bobrek-kanseri-nedir">Böbrek Tümörü veya Kanseri Nedir?</h2>
<p>Böbrek kanseri en sıklıkla iki tipte görülür. Bunlardan %85 oranında görülen “Adenokarsinom” tipi böbrek kanseri böbreğin kendi dokusu içindeki tübüllerden kaynaklanır. Diğeri ise böbreğin idrarı biriktirdiği havuz kısmından çıkmaktadır.</p>
<p>Eğer ara ara idrarınızdan kan geldiğini veya karın ağrınızın olduğunu görüyorsanız mutlaka bir üroloji hekimini görmelisiniz. İdrarda kan olması, karın ağrısı ve halsizlik bunun ilk belirtileri olabilir.</p>
<p>Çekilen filmlerde eğer böbreğinizde ur veya tümör saptanırsa bunun ileri araştırması için mutlaka bir üroloji hekimini görmelisiniz.</p>
<p>Böbrek tümörlerinin boyutuna ve hastanın genel durumuna göre böbrek üzerindeki tümör veya tüm böbreğin alınması gerekebilir.</p>
<p>Çıkartılan tümör veya böbrek patoloji bölümünde özel boyalar ile boyanıp mikroskop altında incelenir. Eğer tümör sadece böbrek içinde kalmış ise tedaviniz tamamlanmış demektir. Ancak tümör böbreğin dışına taşmış hatta özellikle akciğer gibi bir organa sıçramış ise kemoterapi ya da kanser ilaç tedavisi alması gerekebilir.</p>
<p>Günümüzde tümörlerin yeni damar oluşumunu hızlandıran bazı maddeler salgıladığı gösterilmiş ve bu maddeleri engelleyen bazı ilaçlar geliştirilmiştir. Bu ilaçların kullanımı ile böbrek kanserlerinde daha yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır.</p>
<h2 id="bobrek-kanseri-adenokarsinom">Böbrek Kanseri (Adenokarsinom)</h2>
<p>Böbrek kanseri (renal hücreli kanser, adenokarsinom) böbrek içinde yer alan, tübül adı verilen, ufak idrar kanalcıklarının içini döşeyen epitel hücrelerinden kaynak alır.</p>
<p><strong>Böbrek Nasıl Çalışır?</strong></p>
<p>İnsan vücudunda 2 tane böbrek vardır. Böbrek içinde toplam 1 milyon adet çok minik süzgeçler vardır. Bu süzgeçlerden kan içindeki zararlı maddeler süzülür. Bu sıvı, böbrek içinde yer alan ufak kanalcıklardan geçerken vücut tarafından yeniden emilir ya da fazla maddeler atılır ve sonunda dışarı attığımız net idrarı oluşturur. Oluşan idrar böbrekteki toplayıcı havuzcukların kanalıyla ana havuza (pelvis) ve oradan da üreter isimli kanal ile bir süre depolanacağı mesaneye (idrar torbasına) iletilir.</p>
<h2 id="bobrek-kanseri-neden-olur">Böbrek Kanseri Neden Olur?</h2>
<ul>
<li><strong>Sigara, </strong>aşırı ve yüksek dozda uzun süreli<strong> ağrı kesici</strong> <strong>kullanımı</strong> böbrek kanseri riskini arttırır.</li>
<li><strong>Aile öyküsü:</strong> Ailede böbrek kanserli bir akrabanın olması böbrek kanserine yakalanma riskini artırmaktadır.</li>
<li><strong>Diyet:</strong> Yüksek kalorili diyet ve kızartma türü yiyecekler kanser riskini artırmaktadır.</li>
<li><strong>Yüksek tansiyon:</strong> Bazı çalışmalarda yüksek tansiyonlu hastalarda 3 kat fazla böbrek kanseri geliştiği gösterilmiştir.</li>
<li><strong>Şişmanlık:</strong> Fazla kilo özellikle kadınlarda böbrek kanseri riskini arttırabilir.</li>
<li><strong>Mesleki risk faktörleri:</strong> Çelik endüstrisi, petrol, kadmiyum, kurşun endüstrisi çalışanları ve asbestoza maruz kalanlarda böbrek kanseri riski artmaktadır.</li>
<li><strong>Radyasyon:</strong> Daha önce tedavi amacıyla radyasyon almış ya da başka bir nedenle radyasyona maruz kalmış kimseler artmış risk taşırlar.</li>
<li><strong>Diyaliz:</strong> Kronik böbrek yetmezliği nedeniyle uzun süreli hemodiyaliz programında olan hastalarda böbrek kisti ve böbrek kanseri riski daha fazladır.</li>
<li><strong>Genetik (Heredite) risk.</strong> Von Hippel-Lindau hastalığı genetik geçişli bir hastalık olup beraberinde iki taraflı böbrek ve diğer bazı organlarda kanser ortaya çıkması söz konusu olabilir. Bu hastalar ve ailesi yakından izlenmelidir.</li>
</ul>
<h2 id="bobrek-kanseri-belirtileri">Böbrek Kanseri Belirtileri Nelerdir?</h2>
<p>Erken evredeki böbrek kanserlerinde genellikle hiçbir belirti olmamaktadır.</p>
<p>Hastalar genelde başka nedenlerle yapılan ultrasonografi ya da radyolojik tetkikler sırasında rastlantısal olarak tanınır.</p>
<p><strong>Böbrek Kanserini Ortaya Çıkarabilecek Diğer Belirtiler:</strong></p>
<ul>
<li>İdrarda kanama</li>
<li>Karında (böbrek bölgesinde) ele gelen sert kitle</li>
<li>Böbrekte uzun süreli ve geçmeyen ağrı</li>
<li>İştah kaybı</li>
<li>Kilo kaybı</li>
<li>Tekrarlayıcı yüksek ateş</li>
<li>Yüksek kan basıncı (hipertansiyon)</li>
<li>Kansızlık (anemi)</li>
<li>Kanser yayılmışsa yayıldığı organla ilgili bulgular görülebilir. Örneğin akciğerlere yayıldıysa öksürük, nefes darlığı, kanlı balgam çıkarma olabildiği gibi kemik yayılımı olan hastalarda kemik ağrıları, beyin yayılımı olanlarda baş ağrısı, felçler, şuur kaybı gibi bulgular olabilir.</li>
</ul>
<h2 id="bobrek-kanseri-testleri">Böbrek Kanserinde Yapılması Gereken Testler Nelerdir?</h2>
<p>Böbrek kanserinin teşhisinde ve değerlendirilmesinde batın (karın) ve böbreklerin incelenmesi gereklidir.</p>
<p>Bu incelemeler;</p>
<ul>
<li><strong>Fizik muayene ve hikaye:</strong> Ailede böbrek kanseri hikayesi var mı? Başka risk faktörleri var mı? Karında ele gelen kitle var mı?</li>
<li><strong>Kan analizi:</strong> Böbrek kanserine eşlik etmesi beklenen belirtiler bulunmakta mı? Anemi ya da hiperkromazi, kanda yüksek kalsiyum, karaciğer fonksiyonlarında bozulma gibi.</li>
<li><strong>İdrar analizi:</strong> İdrar da kanama var olup olmadığı ortaya konulmalı.</li>
<li><strong>Ultrasonografi:</strong> Böbreklerin ultrasonografi ile değerlendirilmesi ilk planda en önemli tanı yöntemini oluşturmaktadır. Şüphe edilen kitle genellikle Doppler ultrasonografi ya da ideal olarak bilgisayarlı tomografi ile ya da manyetik rezonans (MR) görüntüleme</li>
</ul>
<p>ile kesinleştirilir.</p>
<h3>Bilgisayarlı tomografi ve 3 Boyutlu Bilgisayarlı Tomografi-Anjiografi:</h3>
<p>Enine kesitlerle tüm karın içi organların aynı anda değerlendirilmesini sağlamaktadır. Ayrıca özellikle damardan verilen kontrast madde ile, böbrekteki kitlenin kontrast maddeyi tutup tutmadığı ile kitlenin damarsal zenginliği açısından da fikir elde edinilir.</p>
<p>Ayrıca kitlenin böbrek içindeki lokalizasyonu, ebatları kesin olarak vurgulanırken, bunların detayı planlanacak cerrahi tedavi açısından önemlidir.</p>
<p>Böbrek ana damarların yapısal şekli (tek atar damar mı, damarlarda farklılıklar var mı?), böbrekteki damarların seyri ve tümör ile olan ilişkisi (atar damarın hangi dalı ya da dalları tümöre ulaşmaktadır) çok önemlidir. Böbrek ana atardamar ve toplardamarı ile yakın ilişkisi olmayan sınırlı bir tümör kitlesinde sadece tümörün alınarak geride kalan sağlam böbrek dokusunun kurtarılması çok önemlidir.</p>
<h3>MR Görüntüleme:</h3>
<p>Özellikle bilgisayarlı tomografinin kullanılamadığı bazı durumlarda teşhis ve tümörün böbrek içindeki damarsal yapılarla olan ilişkisini değerlendirmede MR görüntü yardımcı olmaktadır.</p>
<h3>Biyopsi:</h3>
<p>Bazı vakalarda teşhis konusunda çok şüphe olduğunda gündeme gelebilir ve genellikle bilgisayarlı tomografi rehberliğinde yapılabilir. <strong>Ancak biyopsinin patolojik değerlendirmede istenilen doğru tanıyı verememesi gibi bir sınırlama vardır.</strong> Bunlardan en önemlisi patolojik değerlendirme için alınan materyal genellikle yeterli olamamakta ve bu nedenle de teşhiste kesinlik söz konusu olmamaktadır.</p>
<h2 id="bobrek-pelvis-renalis-tumoru">Böbrek Pelvis Renalis Tümörü (Değişici Epitel Hücreli Karsinom)</h2>
<p>Değişici epitelyum hücreli karsinom denilen kanser türü işte bu bahsedilen yapıların içini döşeyen epitelyum tabakasından çıkar. Bu nedenle mesanedeki kanser tipi ile böbrek havuzunun kanser tipi aynıdır.</p>
<p>Bu kanser türüne böbreğin <strong>pelvis renalis tümörü</strong> denilir.</p>
<p>Böbrek havuzu (renal pelvis) ve üreter kanallarının içini döşeyen değişici epitel hücrelerinin yapısal bozukluğu ile değişicili epitelyum hücreli karsinom gelişir. Buna “üroteliyal karsinom” da denilmektedir.</p>
<p>Böbrek havuzunun değişici epitelyum hücreli kanseri, bütün böbrek kanserlerinin %72’sini oluşturmaktadır. Eğer tümör erken başlangıç aşamasında satanmışsa kanserden tedavi olma ihtimali %90’ın üzerindedir. Ancak böbrek havuzu ve üreterde sınırlı olsa bile (doku sınırı dışına taşmamış) eğer derin kas tabaksına ilerlemiş ise kür şansı %15’lere düşebilir.</p>
<h3>Böbrek Pelvis Renalis Tümörü Neden Olur?</h3>
<ul>
<li>Aşırı ve uzun süreli ağrı kesici kullanımı</li>
<li>Plastik, deri ve lastik sanayisinde kullanılan boya ve kimyasal maddelerle yakın temas</li>
<li>Sigara içimi</li>
</ul>
<h3><strong>Böbrek Pelvis Renalis Tümörü Belirtileri Nelerdir?</strong></h3>
<ul>
<li>İdrardan ağrısız ya da ağrılı kan gelmesi</li>
<li>Bel ağrısı</li>
</ul>
<p>Eğer aşağıdaki şikayetler söz konusu ise doktor ile mutlaka görüşülmesi gereklidir:</p>
<ul>
<li>İdrardan kan gelmesi (bu bir kere bir olsa mutlaka doktora gidilmelidir)</li>
<li>Geçmeyen belin sağ ya da soluna vuran ağrı</li>
<li>Aşırı halsizlik</li>
<li>Nedensiz kilo kaybı</li>
<li>Ağrılı ve sık sık idrara gitme</li>
</ul>
<p>Bu bulgularla gelen hastada mutlaka detaylı araştırma yapılmalıdır.</p>
<p><strong>Fiziki muayene:</strong></p>
<p><strong>İdrar analizi:</strong> İdrarda kan varlığının gösterilmesi gereklidir.<br />
<strong>Ultrasonografi:</strong> Böbrek tümörün idrar kanalını tıkmasına bağlı bir genişleme olabilir. Ya da böbrek içindeki kitle yapısı görülebilir.<br />
<strong>İVP:</strong> Eski bir tanı yöntemi olmasına rağmen, ilaçlı böbrek filmi yani intravenöz pyelografi, günümüzde yine de sıklıkla kullanılan ve özellikle pelvis renalis ve üreter tümöründe önemli bulguları gösteren bir radyolojik tetkiktir.<br />
<strong>Bilgisayarlı Tomografi:</strong> Özellikle böbrek havuzundaki ya da üreterdeki kitlenin büyüklüğü ve çevreye yayılıp yayılmadığı konusunda önemli bilgi verirken, karaciğer ve lenf bezlerinde beklenmedik bir yayılım var mı bunu da değerlendirir.<br />
<strong>Üreteroskopi: </strong>Endoskopik bir alet ile (bu genelde fleksibl üreteroskoptur) üreter denilen idrar kanalına girilir ve görüntü altında böbrek havuzuna ulaşılır ve böbrek havuzu içindeki tüm küçük havuzlar kontrol edilir. Gerekli durumda buradan biyopsi örnekleri alınır.</p>
<h2 id="ureter-degistirici-kanser">Böbrek Pelvis Renalis–Üreter Değişici Epitel Hücreli Kanseri</h2>
<p>Böbrekteki bu kanser tipinde kemoterapiye ve radyoterapiye (ışın tedavisi) hassastır. Ancak eğer böbrekteki kitle çevre dokuya aşırı yayılım ve yapışıklık yapmadıysa mutlaka çıkartılmalıdır. Bunun sonrasında kanser bölgesine uygulanacak ek ışın tedavisi (radyoterapi) ve sistemik kemoterapi ile daha etkin bir tedavi elde edilir. Bu nedenle ilk tedavi yaklaşımı genellikle cerrahi yöntem ile kanserli böbreğin ve böbrekten idrarı mesaneye taşıyan idrar kanalı yani üreterin tümüyle çıkartılmasıdır.</p>
<p>Cerrahi yöntemle kanserli böbreğin ve beraberinde üreterin çıkartılmasına “ Radikal Nefroüreterektomi ” denir. Radikal Nefroüreterektomi adı verilen cerrahide, böreği saran perinefritik yağ dokusu ve bu yağ dokusunu saran “Gerota” zarı, bu zarın etrafındaki paranefritik yağ dokusu ile birlikte o böbreğe ait üreter (idrar kanalı) mesaneye kadar ve hatta üreterin mesaneye girdiği mesane bölümü de olmak üzere tümüyle çıkartılır.</p>
<p>Bazı hasta gruplarında sadece idrar yolu içerisine endoksopik olarak girilip tümörlü alan lazer ile yakılarak başarı elde edilebilir.</p>
<p>Değişici epitelyum hücreli yüzeysel kanserlerin büyük bir bölümünde kanser hücrelerinin grade derecesi iyi iken, derin tabakalara sirayet etmiş tümörlerde bu grade derecesi kötüdür.</p>
<p>Eş zamanlı ya da farklı bir zamanda diğer karşı taraftaki böbrek sisteminde bu şekilde bir tümör görülme riski %2-4 arasındadır. Ancak böbrek pelvis renalis (böbrek havuzu) ya da üreter tümör saptanmış olgularda eş zamanlı ya da ilerideki takiplerde mesanede (idrar kesesinde) bu tip tümör gelişme riski %30-50 arasındadır.</p>
<h2 id="bobrek-kanseri-evreleri">Böbrek Kanseri – Böbrek Tümörü Evreleri Nelerdir?</h2>
<p>Hastalığa bağlı yaşam süresini ve nasıl bir tedavinin uygulanması gerektiğini etkileyen faktörler vardır. Bu faktörlerin başında hastalığın klinik evresi, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu gelir.</p>
<p>Böbrek kanserinin klinik durumunun, gelişiminin ne derecede olduğunun kolaylıkla anlaşılması ve tedavilerinin planlanması için evreleme sistemi kullanılır. Evreleme sisteminde en önemli parametreler tümörün boyutları ve tümörün böbrek ve çevre dokusu ile olan ilişkisi yanında uzak dokulara yayılıp yayılmadığıdır.</p>

<a href='https://www.selcukyucel.com.tr/wp-content/uploads/bobrek-kanseri-1-evre.jpg'><img decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.selcukyucel.com.tr/wp-content/uploads/bobrek-kanseri-1-evre-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="1. evre böbrek kanseri" /></a>
<a href='https://www.selcukyucel.com.tr/wp-content/uploads/bobrek-kanseri-2-evre.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.selcukyucel.com.tr/wp-content/uploads/bobrek-kanseri-2-evre-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="2. evre böbrek kanseri" /></a>
<a href='https://www.selcukyucel.com.tr/wp-content/uploads/bobrek-kanseri-3-evre.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.selcukyucel.com.tr/wp-content/uploads/bobrek-kanseri-3-evre-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="3. evre böbrek kanseri" /></a>
<a href='https://www.selcukyucel.com.tr/wp-content/uploads/bobrek-kanseri-4-evre.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.selcukyucel.com.tr/wp-content/uploads/bobrek-kanseri-4-evre-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="4. evre böbrek kanseri" /></a>

<p><strong>Tümör:</strong></p>
<ul>
<li><strong>T1: </strong><em>Kendi içinde iki alt gruba ayrılır</em>
<ul>
<li><strong>T1a: </strong>Böbrekte sınırlı (böbrek kapsülünü aşmamış) 4 cm’den küçük tümör</li>
<li><strong>T1b: </strong>Böbrekte sınırlı (böbrek kapsülünü aşmamış) 4-7 cm arasında ebatları olan tümör</li>
</ul>
</li>
<li><strong>T2:</strong>
<ul>
<li><strong>T2a: </strong>Böbrekte sınırlı (böbrek kapsülünü aşmamış), 7 cm.den büyük ancak 10 cm’den küçük çaptaki tümör</li>
<li><strong>T2b: </strong>Tümör çapı 10 cm’den büyük ve böbrek kapsülünü aşmamış</li>
</ul>
</li>
<li><strong>T3:</strong><em>Kendi içinde üç alt gruba ayrılır</em>
<ul>
<li><strong>T3a: </strong>Böbrek kapsülünü aşmış ve böbreküstü bezine sirayet etmiş tümör</li>
<li><strong>T3b: </strong>Böbrek kapsülünü aşmış ve böbrek toplar damarına sirayet etmiş</li>
<li><strong>T3c: </strong>Böbrek kapsülünü aşmış ve büyük ana toplar damarda tümör dokusu</li>
</ul>
</li>
<li><strong>T4: </strong>Böbrek etrafındaki yağ dokusunu saran zarı (Gerota fasiyası) aşmış</li>
</ul>
<p><strong>Lenf Bezleri:</strong></p>
<ul>
<li><strong>Nx:</strong> Bölgesel lenf bezleri değerlendirilmemiş</li>
<li><strong>N0:</strong> Bölgesel lenf bezlerinde tümör yayılımı yani metastaz yok</li>
<li><strong>N1:</strong> Bölgesel lenf bezlerinde tümör yayılımı yani metastaz var.</li>
</ul>
<p><strong>Uzak Metastaz:</strong></p>
<ul>
<li><strong>M0: </strong>Kanserin uzak organlara yayılımı yok</li>
<li><strong>M1:</strong> Kanserin uzak organlara yayılımı mevcut.</li>
</ul>
<p><strong>Anatomik Duruma ve Prognostik* Özelliklere göre Evre:</strong></p>
<p><em>Prognostik</em><strong>*</strong><em>: gelecekteki kanserin yaratacağı ve öngörülen durum anlamında açıklanabilir. Örnek; kötü prognostik demek ileride kanser açısından iyileşme olasılığı kötü ya da tekrar ihtimali yüksek anlamına gelmektedir.</em></p>
<table width="618">
<tbody>
<tr>
<td width="155"><strong>EVRE</strong></td>
<td width="154"><strong>T</strong></td>
<td width="154"><strong>N</strong></td>
<td width="155"><strong>M</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="155"><strong>I</strong></td>
<td width="154">T1</td>
<td width="154">N0</td>
<td width="155">M0</td>
</tr>
<tr>
<td width="155"><strong>II</strong></td>
<td width="154">T2</td>
<td width="154">N0</td>
<td width="155">M0</td>
</tr>
<tr>
<td width="155"><strong>III</strong></td>
<td width="154">T1 ya da T2</td>
<td width="154">N1</td>
<td width="155">M0</td>
</tr>
<tr>
<td width="155"></td>
<td width="154">T3</td>
<td width="154">N0 ya da N1</td>
<td width="155">M0</td>
</tr>
<tr>
<td width="155"><strong>IV</strong></td>
<td width="154">T4</td>
<td width="154">Herhangi bir N</td>
<td width="155">M0</td>
</tr>
<tr>
<td width="155"></td>
<td width="154">Herhangi bir T</td>
<td width="154">Herhangi bir N</td>
<td width="155">M1</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2 id="bobrek-kanseri-tedavisi">Böbrek Kanseri Tedavisi Nelerdir?</h2>
<p>Teşhis konulduktan sonra, prognozu (iyileşme şansını) etkileyen bazı faktörler vardır. Bu faktörlere göre tedavi seçeneği hasta ile görüşülür. <strong>İyileşme şansın ilk adımda etkileyen iki faktör tümörün evresi ve tümör hücrelerinin “grade” derecesidir.</strong></p>
<p><strong>Böbrek kanseri tedavisinde sorulması gereken ilk 4 soru:</strong></p>
<ul>
<li>Tümörün evresi ve grade derecesi nedir?</li>
<li>Tümör nerededir?</li>
<li>Hasta ve diğer böbreğinin sağlığı nasıldır?</li>
<li>Kanser tekrar mı etmiştir?</li>
</ul>
<h3>Radikal Nefrektomi</h3>
<p>Böbrek kanseri (Adenokarsinomu) kemoterapiye ve radyoterapiye (ışın tedavisi) dirençlidir. Bu nedenle tek tedavi yaklaşımı cerrahi yöntem ile kanserli böbreğin tümüyle çıkartılmasıdır. Cerrahi yöntemle kanserli böbreğin çıkartılmasına “ Radikal Nefrektomi ” denir. Radikal Nefrektomi adı verilen cerrahide böreği saran tüm yağlı doku (perinefritik yağ dokusu) ve bu yağlı dokuyu da saran “Gerota” zarı ve hatta bu zarın etrafındaki yağ dokusu (paranefritik yağ dokusu) ile birlikte tümüyle çıkartılır.</p>
<p><em>Evre 1 ve 2 olan böbrek tümörlerinde böbrek ve çevre yağ dokusu ile tamamen çıkartılması (yani Radikal Nefrektomi) artık dünyada hemen hemen tüm vakalarda açık veya laparoskopik / robotik olarak yapılmaktadır.</em></p>
<p>Açık cerrahi ile uygulanan nefrektomide (böbreğin tümüyle çıkartılması), ameliyatı gerçekleştirmek için 35-40 cm boyuna kadar uzayabilen cerrahi kesi uygulanmaktadır  Özellikle büyük tümörlerde aynı kesi ile 12. kaburga kemiğinin alınması da gerekebilmektedir. Bu büyük ameliyat kesisi ile yaralanan kaslar ve sinirler nedeniyle ameliyat bölgesinde uzun süren ağrı ve uyuşukluk hissi olacaktır.</p>
<p>A.B.D. ve Avrupa ülkelerinden sonra artık zamanımızda ülkemizde de <strong><em>laparoskopik böbrek cerrahisi artık standart bir cerrahi uygulama halini almıştır</em></strong>. Ancak son yıllarda da Vinci Robot ile ürolojiye sunulan teknolojik avantajlar ile böbrek kanserinin cerrahisinde  robotik cerrahi gündeme gelmiştir.  Ancak böbrek tümörlerinde uygulanan Radikal Nefrektomi  ameliyatında  etkinlik açısından  Robotik Cerrahi ile Konvansiyonel Laparoskopik cerrahi arasında anlamlı fark bulunmamaktadır.</p>
<p>Ancak, Robotik Sistem ile hastalarımıza 3 boyutlu, yüksek çözünürlüklü, 10-15 kat büyütmeli görüntü altında titreme etkisini ortadan kaldıran ve vücut içinde el gibi birçok doğrultuda hareket edebilme kabiliyeti ile cerrahinin gerçekleştirilmesi olanağı sağlanabilir.</p>
<p><strong>Robotik Cerrahi’nin asıl olarak teknik açıdan avantaj getirdiği cerrahi Parsiyel Nefrektomi de denilen Nefron Koruyucu Tümör Cerrahisi’dir.</strong></p>
<p>Böbreklerdeki her bir milyon süzgeç sistemine “Nefron” denilir.  Sadece kanserli tümörün çıkartıldığı sağlam böbrek dokusunun ve dolayısıyla nefronların korunduğu cerrahi tekniğe “Nefron Koruyucu Tümör Eksizyonu” denilmektedir.</p>
<h3>Robotik Radikal Nefrektominin Böbrek Kanseri Tedavisinde Avantajları Nelerdir?</h3>
<ul>
<li>Karın zarı dışından yapıldığında barsak yaralanma riski yoktur</li>
<li>Kısa süreli hastanede kalma ve hızlı iyileşme</li>
<li>Ameliyat sonrası daha az ağrı ve daha az ağrı kesici kullanma ihtiyacı</li>
<li>Normal günlük aktivitelere kısa sürede dönme</li>
<li>Küçük ameliyat kesileri nedeniyle kozmetik görünüm</li>
<li>Üç boyutlu, yüksek çözünürlüklü görüntü</li>
<li>Büyük büyütmeli görüntü</li>
<li>Titreme etkisinin ortadan kaldırıldığı robot kollarla ameliyat</li>
<li>Vücut içinde bir el gibi rahatlıkla 7 doğrultu ve çok açı ile hareket edebilen robot kollarla ameliyatın gerçekleştirilmesi</li>
</ul>
<h3>Robotik Parsiyel Nefrektomi Nedir?</h3>
<p>Günümüzde özellikle Evre-1a tümörlerde Laparoskopik Parsiyel Nefrektomi yani sadece kanserli dokunun bir güvenlik sınırı ile çıkartılması, sağlam böbrek dokusunun hastada bırakılması yaklaşımı gündemdedir. Bu nedenle böbrek adenokarsinomunda evreleme büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Özellikle 4 cm ya da daha ufak çaptaki böbrek tümörlerinde, tümörün böbrekteki yerine göre uygulanabilen bir tekniktir.</p>
<p>Burada amaç kanser kontrolünü sağlarken, sadece kanserli tümör dokusunun çıkartılması ve sağlam böreğin kişide bırakılmasıdır. Ancak son dönemde laparoskopik ve robotik cerrahide edindiğimiz deneyimlerin etkisiyle 6-7 cm çapındaki böbrek kitlelerine de Parsiyel olarak tümör kısmını çıkartarak böbreğin geriye kalan sağlam bölümü korunabilmektedir.</p>
<p>Son 10 yılda laparoskopik tekniğin cerrahi uygulamaları ablatif denilen hastalıklı dokunun tümüyle çıkartılması işleminden daha kompleks rekonstrüktif (yani sadece hastalıklı bölümü çıkart ve kalan açıklığı tamir et) cerrahilere genişlemiş bulunmaktadır. Açık parsiyel nefrektomi böbrek koruyucu cerrahinin uygulanabileceği lokalize böbrek tümörlerinde standart yaklaşımdır.</p>
<p>Laparoskopik teknikte intrakorporeal sütur (yani vücut içinde cerrahi dikiş ve düğüm atma) tekniklerinde artan deneyim ve gelişmiş laparoskopik damar araçlarının varlığı seçilmiş hastalarda laparoskopik teknikle de parsiyel nefrektominin uygulanabilir bir cerrahi yaklaşım olmasını kolaylaştırmıştır. Bu nedenle zamanımızda artık 3 ya da 4 delikten (1 adet 1.2 cm, 1 adet 1.0 cm, 1 ya da 2 adet 0.5 cm) girilerek yapılan laparoskopik böbrek ameliyatında ufak böbrek tümörlerinde de sağlam böbrek kısmı kişide bırakılıp, sadece tümör rahatlıkla çıkartılabilmektedir. Kanser kontrolünde yapılan uzun ve orta dönemli bilimsel takiplerde laparoskopi de güvenle ve rahatlıkla uygulanabilecek bir teknik olarak kendisini ispatlamıştır. Ancak günümüzde <strong>da Vinci Robot Sistemi’nin</strong> avantajları ile tanışan üroloji uzmanları böbreğin içindeki tümörlü alan çıkartıldıktan sonra oluşan doku boşluğunun ve yaralanan damarlar ile idrar kanallarının onarılması için daVinci Robotik Sistem‘in sunduğu avantajları kullanmaya başlamıştır.</p>
<p>Zira tümörlü doku çıkartılırken ve çıkan bölümün dikişlerle onarılması esnasında böbrek atar damarı kanama olmaması için kapalı kalmaktadır. Bu süre zarfında böbrek beslenemez (böbreğin kansız kalabileceği süre 15-20 dakikadır) ve doktor tümörlü dokuyu kanser kontrolü açısından risk olmayacak şekilde çıkartacak ve çıkan bölgedeki hasarları da onaracaktır. Bunun için üst düzeyde deneyime sahip laparoskopik ve robotik cerrah olması gereklidir. Zira bu süre zarfında çok kanlanan böbrek dokusunu laparoskopik teknikle onarmak oldukça zor öğrenilen bir tekniktir. daVinci robotik cerrahi sisteminin teknolojik avantajları ile laparoskopi tekniği uygulayan deneyimli cerrah karşılaştığı zorlukları bu teknolojik destek ile rahatlıkla geçmektedir.</p>
<p>Deneyimli bir laparoskopik cerrahın parsiyel nefrektomide zamana karşı yaşadığı sıkıntıların üstesinden gelinmesini sağlayan <strong>da Vinci Robotik Cerrahi Sistem‘in teknolojik avantajları şöyle sıralanabilir:</strong></p>
<ol>
<li>Laparoskopik 2 boyutlu yerine daVinci sistem ile 3 boyutlu (3D) görüntü altında böbrekteki tümörlü dokunun sınırları belirlenir.</li>
<li>Üç boyutlu yüksek çözünürlüklü (High Definition) görüntü ile derinlik hesabı rahatlıkla yapılarak tümörün çıkartılması</li>
<li>Titremeyen robot kollarıyla dikişlerin atılması</li>
<li>540° açılı hareket kabiliyetine sahip robot kollar ile böbreğin hangi bölgesinde olursa olsun tümörün çıktığı alanın hızla ve derinlik kontrolüyle dikilebilmesi</li>
</ol>
<p><strong>Böbrek kanserinde parsiyel nefrektomi uygulamasındaki kesin endikasyonlar arasında</strong></p>
<ul>
<li>Eş zamanlı iki taraflı böbrek kanseri vakaları,</li>
<li>Soliter (tek böbrekli kişide) böbrekte tümör bulunması (unilateral renal agenezi veya daha önceden konturlateral nefrektomi)</li>
<li>Kötü fonksiyonlu veya fonksiyonsuz diğer böbrek ile birlikte tümör olması</li>
</ul>
<p><strong>Böbrek kanserinde parsiyel nefrektomi uygulamasındaki kesin olmayan endikasyonlar arasında</strong></p>
<ul>
<li>İleri dönemde böbrek yetersizliği riski oluşturan hastalıkların olması (örnek diabet, yüksek tansiyon gibi)</li>
<li>Küçük ve dışarı doğru uzanım gösteren tümörler</li>
<li>Genç yaşta böbrek kanserinin görülmesi</li>
<li>Ailede böbrek kanseri görülmesi (genetik yatkınlık)</li>
</ul>
<p>yer almaktadır.</p>
<p>Günümüzde erken tanı yöntemleri sayesinde artık böbrek tümörleri çok erken ve ufak çapta iken yakalanabilmektedir. Bu nedenle böbreğin maksimal derecede korunduğu ve sadece kanserli dokunun çıkartıldığı “Parsiyel Nefrektomi” giderek önem kazanmıştır.</p>
<p>Yapılan bilimsel araştırmalardaki 5 ve 10 yıllık kanser takiplerinde, aynı evrede olmak şartı ile (T1 yani tümör çapı 7 cm.den ufak), “Parsiyel Nefrektomi“uygulanan hastalar ile “Radikal Nefrektomi“ ile böbreği bütünüyle çıkartıldığı hastalar arasında kanser açısından sağkalım ve tümör tekrarı oranlarında hiçbir fark yoktur.</p>
<p><strong>Büyük boyutlardaki ve uzak organlara yayılmış böbrek kanserinin tedavisinde laparoskopik cerrahiden çok açık cerrahi tercih edilebilir.</strong></p>
<p>Ancak  böbrek içinde sınırlı büyük kitlelerde dahi (ki bu cerrahın laparoskopi tecrübesine göre değişebilir) ve 10-15 cm’e kadar büyük kitleler bile laparoskopik olarak çıkartılabilir. Günümüzde bu tip kitlelerde Laparoskopik yöntem altın standart olarak yerini almaktadır.</p>
<p>The post <a href="https://www.selcukyucel.com.tr/bobrek-kanseri.html">Böbrek Kanseri</a> appeared first on <a href="https://www.selcukyucel.com.tr">Prof.Dr. Selçuk YÜCEL</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnterstisyel Sistit (Ağrılı Pelvis Sendromu)</title>
		<link>https://www.selcukyucel.com.tr/interstisyel-sistit-agrili-pelvis-sendromu.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Feb 2014 13:46:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Üroloji]]></category>
		<category><![CDATA[interstisyel sistit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukyucel.com.tr/?p=338</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle hanımlarda ağrılı ve sık idrar yapma bazen enfeksiyon yokken de olabilir. Bu durum genellikle nedeni tam olarak bilinemeyen ancak mikropsuz sinir ucu iltihabına bağlı olabileceği düşünülen interstisyel sistit hastalığıdır. Hastalık çoğu zaman şikayetlere rağmen tanısız kalmakta ve yeterli tedaviyi çok geç almaktadır. Tanısında ürodinami gibi idrar torbasının kasılmasını ve hacmini ölçen tetkikler ve idrar [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.selcukyucel.com.tr/interstisyel-sistit-agrili-pelvis-sendromu.html">İnterstisyel Sistit (Ağrılı Pelvis Sendromu)</a> appeared first on <a href="https://www.selcukyucel.com.tr">Prof.Dr. Selçuk YÜCEL</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle hanımlarda ağrılı ve sık idrar yapma bazen enfeksiyon yokken de olabilir. Bu durum genellikle nedeni tam olarak bilinemeyen ancak mikropsuz sinir ucu iltihabına bağlı olabileceği düşünülen <em>interstisyel sistit</em> hastalığıdır. Hastalık çoğu zaman şikayetlere rağmen tanısız kalmakta ve yeterli tedaviyi çok geç almaktadır.</p>
<p>Tanısında ürodinami gibi idrar torbasının kasılmasını ve hacmini ölçen tetkikler ve idrar torbasına kamera ile bakılıp gerekirse biopsi alınması önemlidir. Bazen hastalık mesane tümörü ile de karıştırılabilir.</p>
<p>Tedavisinde çok farklı yöntemler kullanılabilir. Birinci basamakta hastanın şikayetlerinin derecesine göre ağızdan bazı mesane kasılmasını engelleyici ilaçlar ve ağrı kesiciler, ikinci basamakta mesane içine ilaç verilmesi ve yurtdışından getirilen bazı ilaçların ağızdan verilmesi, üçüncü basamakta mesanenin dubarına Botox enjeksiyonu yapılması ve nihayet çok dirençli durumlarda mesanenin alınması ya da büyütülmesi düşünülebilir. Neyse ki hastaların büyük kısmı ilaç tedavileri ile belirgin fayda sağlamaktadır.</p>
<p>The post <a href="https://www.selcukyucel.com.tr/interstisyel-sistit-agrili-pelvis-sendromu.html">İnterstisyel Sistit (Ağrılı Pelvis Sendromu)</a> appeared first on <a href="https://www.selcukyucel.com.tr">Prof.Dr. Selçuk YÜCEL</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cinsel Hastalıklar</title>
		<link>https://www.selcukyucel.com.tr/cinsel-hastaliklar.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Dec 2013 09:23:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Üroloji]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel hastalıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukyucel.com.tr/?p=267</guid>

					<description><![CDATA[<p>Erkeklerde farklı partnerlerle korunmasız ilişkinin en kötü sonuçlarından biri cinsel yolla bulaşan hastalıklardır. İdrar yolunda kaşıntı, ağrılı idrar yapma, idrar yolundan sarı, yeşil ya da beyaz renkli akıntının gelmesi veya bazı yaraların veya sivilcelerin oluşması bu hastalıkların habercisidir. Şikayete göre hastalığın teşhisinde kullanılan testler değişir ama ortak olan şey her hastada mutlaka AIDS mikrobu olan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.selcukyucel.com.tr/cinsel-hastaliklar.html">Cinsel Hastalıklar</a> appeared first on <a href="https://www.selcukyucel.com.tr">Prof.Dr. Selçuk YÜCEL</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erkeklerde farklı partnerlerle korunmasız ilişkinin en kötü sonuçlarından biri cinsel yolla bulaşan hastalıklardır.<br />
İdrar yolunda kaşıntı, ağrılı idrar yapma, idrar yolundan sarı, yeşil ya da beyaz renkli akıntının gelmesi veya bazı yaraların veya sivilcelerin oluşması bu hastalıkların habercisidir.</p>
<p>Şikayete göre hastalığın teşhisinde kullanılan testler değişir ama ortak olan şey her hastada mutlaka AIDS mikrobu olan HIV &#8216;in aranmasıdır. AIDS gibi sarılık mikrobu da cinsel yolla şiddetli şekilde bulaşabilir.</p>
<p>Cinsel yolla bulaşan hastalıkların çoğunun ilaçlar ile tedavisi vardır fakat asıl olan hasta ile beraber partnerinin de tedavisidir. Tüm cinsel yolla bulaşan hastalıkların tedavisi için ideal tedavi aslında korunmasız ilişkilerden kaçınılması ve mutlaka prezervatif kullanılmasıdır.</p>
<p>The post <a href="https://www.selcukyucel.com.tr/cinsel-hastaliklar.html">Cinsel Hastalıklar</a> appeared first on <a href="https://www.selcukyucel.com.tr">Prof.Dr. Selçuk YÜCEL</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnfertilite &#8211; Kısırlık</title>
		<link>https://www.selcukyucel.com.tr/infertilite-kisirlik.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Dec 2013 09:07:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Üroloji]]></category>
		<category><![CDATA[infertilite]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukyucel.com.tr/?p=261</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnfertilite (Kısırlık), Mikro TESE ve Kısırlık İlaç Tedavisi İnfertilite veya kısırlık düzenli ilişkinin korunmasız olarak bir yıl olarak sürmesine rağmen gebeliğin elde edilmemesidir. İnfertilite araştırılmasında erkek ve kadının yaşları, genel sağlık durumları ve beklentileri çok önemlidir. Hanımların ve erkeklerin eş zamanlı değerlendirilmeleri en uygun yaklaşımdır. 30 yaş üstü eşlerde gebelik için az bir vakit kaldığı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.selcukyucel.com.tr/infertilite-kisirlik.html">İnfertilite &#8211; Kısırlık</a> appeared first on <a href="https://www.selcukyucel.com.tr">Prof.Dr. Selçuk YÜCEL</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnfertilite (Kısırlık), Mikro TESE ve Kısırlık İlaç Tedavisi</strong></p>
<p><strong>İnfertilite</strong> veya kısırlık düzenli ilişkinin korunmasız olarak bir yıl olarak sürmesine rağmen gebeliğin elde edilmemesidir. <em>İnfertilite</em> araştırılmasında erkek ve kadının yaşları, genel sağlık durumları ve beklentileri çok önemlidir.</p>
<p>Hanımların ve erkeklerin eş zamanlı değerlendirilmeleri en uygun yaklaşımdır. 30 yaş üstü eşlerde gebelik için az bir vakit kaldığı düşünülerek yardımcı gebelik yöntemleri akla getirilmelidir.</p>
<p>Erkeklerde sperm sayısının çok düşük olduğu, kalitenin yetersiz olduğu durumlarda spermler özel tekniklerle seçilip dölleme için kullanılabilir. Hiç spermin bulunmadığı durumlarda ise testisin içerisinden parça alınarak sperm taramasının yapılması (TESE) özellikle mikroskop altında mikro TESE yapıldığında yüz güldürücü sonuçlar verebilmektedir.</p>
<p>Sperm sayısı arttırıcı veya hareketliliği yükseltici ispatlanmış bir ilaç yoktur. Ancak bazı özel durumlarda testis içerisindeki testosteron seviyesinin artmasını amaçlayarak kısmi düzelmeler sağlayabilen ya da antioksidan olarak bilinen ve hareketliliği kısmi olarak düzeltebilen bazı ilaç ya da destekleyici ürünler vardır.</p>
<p>Bazı özel hormonal hastalıklarda (hipogonadotrofik hipogonadizm, hiperprolaktinemi gibi) ya da genetik hastalıklarda (Klienefelter gibi) hormon tedavilerinin kullanımı uzun dönemde mikroTESE de sperm bulunmasını hatta normal meni tetkikinde bile sperm bulunmasını sağlayabilir.</p>
<p>Kısırlık yakınması ile başvuran hastaların bazı özel hastalıklar için genetik olarak araştırılması gereksiz mikro TESE lerden kaçınılmasını ve altta yatan hastalığın tanınmasını sağlayabileceği gibi doğacak çocuğun babadaki hastalığı taşıma riskinin araştırılması için de önemli olabilir. Bu hastalıkların genetik analizlerinin yapılıp yapılmayacağının tartışması mutlaka hekim ile yapılmalıdır.</p>
<p>Sebebi bilinen ya da tahmin edilebilen bazı sperm bozukluklarında (aşırı sıcakta banyo, yüksek ateşli hastalık, kanser tedavisi gibi) 3-12 ay beklenmesi zaten sperm fonksiyonlarının toparlanması için yeterlidir.</p>
<p>The post <a href="https://www.selcukyucel.com.tr/infertilite-kisirlik.html">İnfertilite &#8211; Kısırlık</a> appeared first on <a href="https://www.selcukyucel.com.tr">Prof.Dr. Selçuk YÜCEL</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek Taşları</title>
		<link>https://www.selcukyucel.com.tr/bobrek-taslari.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Dec 2013 11:19:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Üroloji]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek taşı kırma]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek taşları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukyucel.com.tr/?p=249</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemiz böbrek taşları açısından oldukça riskli bir bölgede yer almaktadır. Ülkemizin de yer aldığı coğrafik alan dünyadaki taş kuşağı adı verilen bir bölgedir. Dolayısı ile ülkemizde yaklaşık %10 nüfus hayatının bir döneminde taş şikayeti yaşamaktadır. Taş şikayeti genellikle hastaların şiddetli yan ağrısı ile Acil Servislere başvurmasında anlaşılır. Çocuklarda ise kilo alamama, karın ağrıları ve idrar [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.selcukyucel.com.tr/bobrek-taslari.html">Böbrek Taşları</a> appeared first on <a href="https://www.selcukyucel.com.tr">Prof.Dr. Selçuk YÜCEL</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemiz böbrek taşları açısından oldukça riskli bir bölgede yer almaktadır. Ülkemizin de yer aldığı coğrafik alan dünyadaki taş kuşağı adı verilen bir bölgedir. Dolayısı ile ülkemizde yaklaşık %10 nüfus hayatının bir döneminde taş şikayeti yaşamaktadır.</p>
<p>Taş şikayeti genellikle hastaların şiddetli yan ağrısı ile Acil Servislere başvurmasında anlaşılır. Çocuklarda ise kilo alamama, karın ağrıları ve idrar yolu enfeksiyonları gibi belirtiler verir.</p>
<p><strong><em>Taş hastalıklarının tedavisi ikiye ayrılır. İlk tedavi taşa yönelik olan taş kırma, endoskopik tedavi ya da açık taş operasyonlarıdır.</em></strong></p>
<p>Taş kırma 2 cm ve altındaki taşlar için ilk tedavi olmalıdır. Taş kırma esnasında hasta bir masaya yatırılır ve hafif ağrı kesiciler verilerek hasta uyanıkken makinanın oluşturduğu şok dalgaları ile taş kırma uygulanır. Taş kırma işlemi hamilelerde, kanama bozukluğu olanlarda, ciddi kan sulandırıcı tedavi alanlarda, büyük damarlarda anevrizma denen baloncukları olanlarda yapılmamalıdır. İşlem sonrası bir kaç gün ağrılı ve kanlı işeme olabilir.</p>
<p>Çocuklarda yapılan taş kırma özelliklidir ve bu konuda tecrübeli merkezlerce uygulanmalıdır. İşlem çocuk uyutularak yapılmalıdır. Erişkinlere göre çocuklarda taş kırmanın etkinliği çok daha yüksektir.</p>
<p>Endoskopik olarak yani idrar yolundan girilerek ya da böbrek üzerinden ince bir delik açılıp buradan taşın alınması da mümkündür. Üreteroskopik ya da perkütan taş operasyonu olarak adlandırılan bu işlemler ülkemizde artık yaygın olarak yapılmaktadır. Hastanede yatış süresi 1-3 arasında değişmektedir.</p>
<p>Taş nedeniyle açık ameliyatların yapılması teknoloji ilerlediği için artık oldukça nadirdir. Taş yükünün endoskopik olarak alınamayacak derecede çok olması veya hastanın ek başka hastalıkları nedeniyle endoskopik cerrahinin uygun olmaması durumunda açık operasyonlar yapılır.</p>
<p>Tedavinin ikinci kısmı taşın nedeninin araştırılması ve ek tedavinin gerekirse verilmesidir. Taş nedeni özellikle çocuklarda, kadınlarda, birden fazla kez taş düşürenlerde yapılmalıdır. Ailesinde taş hastalığı olanlarında mutlaka kendilerini düzenli aralıklarla üroloji doktorlarına giderek kontrol ettirmeleri gereklidir.</p>
<p>Önce taşın kimyasal içereği eğer taş düşürüldükten sonra yakalanmış ise yapılmalıdır ve taşlar alındıktan sonra 24 saat biriktirilen idrar ve alınan kan testleri ile bazı risk faktörleri araştırılabilir.</p>
<p>En sık görülen anormallik idrarda kalsiyum fazlalığı ve sitrat düşüklüğüdür. Sitrat düşüklüğünün tedavisi bazı ilaçlar ile mümkündür. Taşınızın kimyasal yapısı ve idrar ve kan testleri ile ölçülen risk faktörlerinize göre hangi tedaviye uygun olduğunuzu üroloji hekiminizden öğrenebilirsiniz.</p>
<p><strong>Böbrek taşlarından korunmanın alternatif yöntemleri:</strong></p>
<ul>
<li>Almış olduğunuz sıvının 2500 ml üzerinde olmasına dikkat edilmesi</li>
<li>Özellikle yaz aylarında işenen idrarın sarı değil beyaz renkli olmasının sağlanması (alınan sıvının arttırılması ile)</li>
<li>Şok diet tedavilerinden uzak durulması</li>
<li>Alınan proteinin kısıtlanması</li>
<li>Yüksek şeker içeren gıdalardan uzak durulması</li>
<li>Gazlı içeceklerden uzak kalınması</li>
<li>Süt ve süt ürünlerinin sanılanın aksine tamamen yasaklanması yerine normal miktarlarında alınmasının devam edilmesi</li>
<li>Vejetaryen beslenen kişilerde çilek, ıspanak gibi okzalattan fazla zengin olan gıdaların alımında aşırıya kaçılmaması</li>
<li>Günde iki-üç bardak limonata içilmesi</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.selcukyucel.com.tr/bobrek-taslari.html">Böbrek Taşları</a> appeared first on <a href="https://www.selcukyucel.com.tr">Prof.Dr. Selçuk YÜCEL</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
